29 HAZİRAN 2018 TARİHLİ RESMİ GAZETE’DE YAYIMLANAN E: 2016/6 SAYILI YARGITAY İÇTİHADI BİRLEŞTİRME BÜYÜK GENEL KURULU KARARI’ NIN İNCELEMESİ

(İÇTİHATI BİRLEŞTİRMEYE GEREK OLMADIĞI)

Bilindiği üzere, 6100 Sayılı HMK’nın 107. maddesinde belirsiz alacak davası düzenlenmiş olup; söz konusu maddenin gerekçesinde: Belirsiz alacak ve tespit davalarına ilişkin hükümlerin mukayeseli hukukta da yer aldığı dikkate alınarak, “davanın açıldığı tarihte alacağın miktarını yahut değerini tam ve kesin olarak belirleyebilmesinin kendisinden beklenemeyeceği veya bunun imkânsız olduğu hâllerde” alacaklının, hukukî ilişki ile asgarî bir miktar ya da değer belirterek belirsiz alacak davası açabilmesi kabul edilmiştir.

Alacaklının bu tür bir dava açması için, dava açacağı miktar ya da değeri tam ve kesin olarak gerçekten belirlemesi mümkün olmamalı ya da bu objektif olarak imkânsız olmalıdır. Açılacak davanın miktarı biliniyor yahut tespit edilebiliyorsa, böyle bir dava açılamaz. Çünkü, her davada arandığı gibi, burada da hukukî yarar aranacaktır, böyle bir durumda hukukî yararın bulunduğundan söz edilemez. Özellikle, kısmî davaya ilişkin yeni hükümler de dikkate alınıp birlikte değerlendirildiğinde, baştan tespiti mümkün olan hâllerde bu yola başvurulması kabul edilemez.

Bu kapsamda, kanunun yürürlüğü sonrasındaki süreçte iş mahkemelerince dava konusu taleplerde belirsiz alacak ayrımı yapılmamıştır. Anılan kararların Yargıtay incelemelerinde ise, Yargıtay 9. Hukuk Dairesi, Yargıtay 22. Hukuk Dairesi tarafından verilen kararlarda farklılıklar ortaya çıkmıştır. Örneklemek gerekir ise: Yargıtay 22. Hukuk Dairesi’nce (işçinin çalışma süresi ile ücretini dolayısıyla miktarını belirlemesi mümkün olduğundan ve takdiri indirim söz konusu olmadığından) ihbar tazminatı, kıdem tazminatı, yıllık ücretli izin alacakları belirli; fazla çalışma, hafta tatili ve genel tatil ücretleri ise belirsiz işçilik alacağı olarak kabul edilmiş; Yargıtay 9. Hukuk Dairesi’nce ise iş davalarının tamamı belirsiz alacak davası olarak kabul edilmiştir. Bunun üzerine görüş aykırılıklarının İçtihatları Birleştirme Büyük Genel Kurulu’nca giderilmesi için içtihadı birleştirme talep edilmiştir.

Alacağın belirli mi belirsiz mi olduğunun ayrımı önem arz etmektedir. Zira; örneğin kıdem tazminatı belirli alacak olarak kabul edildiğinde, işçi belirsiz alacak davası ile kıdem tazminatı talep etmiş ise, belirsiz alacak davası açmada hukuki yararı bulunmadığından, hukuki yarar yokluğundan davanın 6100 Sayılı HMK 114/h maddesi uyarınca reddedilmesi gerekecektir.

Tüm bu hususlardaki farklı uygulamalar açısından inceleme konusu içtihatı birleştirme kararında, içtihatı birleştirme kararlarının soyut, genel ve her defasında geçerli normatif yapısıyla bağdaşmadığı gerekçesi ile içtihatı birleştirmeye gerek olmadığına karar verilmiştir. Söz konusu karar normatif düzenlemeye uygundur. Kaldı ki; bu aşamada yapılacak bir görüş değişikliğinin, bu tarihe kadar kesinleşmiş mahkeme kararları ile çelişki yaratacağı ve hukuk bütünlüğünü zedeleyebileceği de düşünülmelidir.

Buna karşın kararın, uygulamaya yön verici kriterlerin belirlenmesi açısından eksik olduğunu düşünmekteyiz. Nitekim kararda, her somut olayın özelliğine göre mahkemelerin alacağın belirli mi belirsiz alacak mı olduğunu tespit etmeleri gerektiği belirtilmiş ise de, mahkemelerce yapılacak tespite yardımcı olabilecek ortak bir alan oluşturulmamıştır.

Buna göre, iş hukuku alacak davalarında hali hazırdaki mahkeme uygulamalarının aynı şekilde devam edeceği ve Yargıtay 9. Hukuk Dairesi ile Yargıtay 22. Hukuk Dairesi’nin birbirinden farklı görüşlerinde değişiklik olmayacağı düşünülmektedir.