Anonim Şirketlerde Aynı Sermayeye Değer Biçilmesinden Doğan Sorumluluk

Bilindiği üzere, anonim şirketler borçlarından dolayı sadece malvarlığı ile sorumlu olup 6102 Sayılı Türk Ticaret Kanunu (“TTK”), anonim şirketin sermayesinin sağlıklı olarak teşekkül etmesi ve korunması esasına dayanmaktadır. Buna bağlı olarak; TTK’nun 343. Maddesi ile anonim şirkete getirilen ayni sermayeye, kuruluş sırasında devralınacak işletme ve ayınlara, bilirkişilerce değer biçilmesi gerektiği öngörülmüştür. TTK’nun 551. Maddesi ile, söz konusu değerin biçilmesinde yolsuzluktan doğan sorumluluk hali aynen:

(1) Ayni sermayenin veya devralınacak işletme ile ayınların değerlemesinde emsaline oranla yüksek fiyat biçenler, işletme ve aynın niteliğini veya durumunu farklı gösterenler ya da başka bir şekilde yolsuzluk yapanlar, bundan doğan zarardan sorumludur.”

Şeklinde düzenlenmiştir.

Madde düzenlemesinde değer biçilmesinde yapılacak yolsuzluk halinin sınırlı olarak sayılmamış olduğu “başka bir şekilde yolsuzluk yapanlar‟ ifadesinden anlaşılmakla birlikte, sorumluluk halinin dört esas üzerine kurulmuş olduğu görülmektedir. Bu haller;

  • Ayni sermaye veya kuruluş sırasında Anonim Şirket tarafından devralınacak işletme ve ayınlara emsallerine oranla yüksek fiyat biçilmesi,
  • İşletme ve ayınların niteliklerinin farklı gösterilmesi,
  • İşletme ve ayınların durumlarının farklı gösterilmesi,
  • Başka şekilde yolsuzluk yapılması,

Şeklinde ortaya çıkmaktadır.

Düzenlemenin gerekçesinde, anılan bu sorumluluk halleri örneklendirilerek ifade edilmektedir. Bu kapsamda; arsanın bina, binasız arsanın binalı, sosyal amaçlı yapının üretim birimi, meskenin turistik tesis, elle çalışan makinelerin otomatik, eski ürünün birinci sınıf ürün olarak gösterilmesi, işletme veya ayın niteliğinin farklı gösterilmesine; imar durumu yokken varmış gibi gösterme, imar durumunu olduğundan iyi gösterme, imar durumu hakkında belirtme yapmama, arsa üzerine iş merkezi veya turistik tesis yapılması mümkün değilken mümkünmüş gibi gösterme de, işletme veya aynın durumunun farklı olarak gösterilmesine örnek olarak verilebilmektedir. Kurucular kabul etmemişken edilmiş gibi göstermek, mahkeme bilirkişisi yerine özel bilirkişiden rapor almak, kuruluş ve esas sözleşme hükümlerinin sermayenin değerini etkileyecek şekilde ihlal edilmesi, kuruculara örtülü şekilde bedelsiz pay senedi verilmesi, kurucuların elindeki pay senetlerinin sermayede karşılıklarının bulunmaması başka bir tarzda yolsuzluk yapılmasına örnek gösterilmektedir.

Madde gerekçesinde, hükmün uygulanabilmesi için “hile” yapılmasına gerek bulunmasa da hükmün “kusur” esasına dayalı olduğu belirtilmiştir. Dolayısıyla maddenin uygulanması için şahısların kusurlu hareket etmiş olmaları gerekmektedir. Bu, özellikle maddede geçen “emsaline nazaran yüksek” ibaresi yönünden önem taşımaktadır. Kanun koyucu “yüksek“, “açık“, “önemli derecede yüksek“, “aşırı” gibi sıfatlara bilinçli olarak yer vermemiştir. Zira, bir taraftan bu sıfatların yorum güçlükleri doğuracağı, diğer taraftan da ölçümü altındaki farkların yasal kabul edileceğinden endişe edilmiştir. Oysa mahkeme konuyu hem kusur araştırması hem de takdir hakkı bağlamında karara bağlamaktadır. Kusursuz sorumluluk halinde; değerlendirme, emsal belirleme hataları bile sorumluluk doğmasına yol açacağından bu ifadelerden özellikle kaçınılmıştır.

Diğer yandan, TTK’nun 551. Maddesinden doğan davalarda davacılar şirketin kendisi, pay sahipleri ve alacaklılar olabilirken davalılar somut olayın özelliklerine göre belirlenmektedir. Anonim şirketin kuruluşunda kurucular, kuruluştan sonra ise yönetim kurulu üyeleri, müdürler, ticari mümessil, ticari vekil gibi şirket yöneticileri, TTK’nun 343. Maddesine göre atanan bilirkişiler, onlarla yolsuzluk konusunda iş birliği yapan danışmanlar, belediye ve imar idaresi vb. resmi yetkililer davalı sıfatına sahip olabilecektir.

Son olarak şunun da ifade edilmesi gerekir ki, TTK’nun 551. Maddesine göre, ayni sermayenin veya devralınacak işletme ve ayınların değerlenmesinde emsaline oranla yüksek değer biçenler, işletme ve aynın niteliği ve durumunu farklı gösterenler ya da başka şekilde yolsuzluk yapanlar, bundan doğan zarardan sorumlu oldukları gibi, aynı zamanda TTK’nun 562. Maddesinin 10. Fıkrası gereğince cezai yaptırımla da karşılaşabileceklerdir.

Bu konu hakkında daha fazla bilgi için:

Av. Serap Gülşah Beyaztaş
Av. Serap Gülşah BeyaztaşKıdemli Avukat
Av. Tuba Köse
Av. Tuba KöseAvukat