Kur Farkı Alacağı

A. GİRİŞ

Sözleşme bedelinin yabancı para olarak belirlendiği hallerde taraflar sözleşmede aynen ödeme veya bu anlama gelen bir ifadeye yer verebilir. Taraflar aynen ödeme kararlaştırmamışlar ise Türk Borçlar Kanunu’nun 99. Maddesi kapsamında borçlu seçimlik yetki ile yabancı para borcunu aynen veya ödeme günündeki rayiç üzerinden ülke parasıyla ifa edebilmektedir. Fakat borçlunun ödeme gününde borcunu ifa etmemesi halinde ödeme şekli ile ilgili seçimlik yetkiler alacaklıya geçer ve aynen ödeme, vade veya fiili ödeme günündeki rayiçten biri alacaklı tarafından seçilebilir.

B. FATURALARIN TÜRK LİRASI ÜZERİNDEN DÜZENLENMESİ

Vergi Usul Kanunu’nun 231. maddesi 5. bendi gereğince faturanın, malın teslimi veya hizmetin yapıldığı tarihten itibaren en fazla yedi gün içinde düzenlenmesi gerekmekte olup Hazine ve Maliye Bakanlığı bu süreyi indirmeye yetkilidir. Anılan Kanun’un 215. maddesi ile defter ve kayıtların Türkçe olarak tutulması; para biriminin ise Türk parası olması zorunluluğu düzenlenmiştir. Maddenin 2/b bendindeyse Cumhurbaşkanı’na belirli şartları taşıyan işletmelere yabancı para biriminin kullanılmasına ilişkin izin verme yetkisi getirilmiştir. Bu kapsamda izin verilen işlemler dışında faturaların Türk Lirası üzerinden düzenlenmesi gerekmekte olup, ticari ilişkinin yabancı para cinsinden kurulması halinde dahi faturada döviz karşılığına yer verilmek sureti ile fatura Türk Lirası üzerinden düzenlenmektedir.

C. KUR FARKININ TALEP EDİLEBİLMESİ

Yabancı para birimi üzerinden gerçekleştirilen işlemlerin Türk parasına hangi kur üzerinden çevrileceğine ilişkin Vergi Usul Kanunu 215. maddesindeki düzenleme; “Türk para birimiyle yapılan işlemler, işlemin gerçekleştiği günün Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası döviz alış kuruyla ilgili para birimine çevrilir.” şeklindedir. Faturanın düzenlendiği tarih ile ödeme tarihi arasında yabancı paranın Türk Lirası karşısındaki değerinin değişmesi nedeniyle kur farkı ortaya çıkabilir. Böyle hallerde bu durum kur farkı alacağı olarak taraflar arasında uyuşmazlıklara yol açmaktadır.

Yargıtay’a göre; Kur farkı alacağının talep edilebilmesi için taraflar arasında akdedilen sözleşmede hüküm bulunması ya da faturaya konu malların döviz karşılığı satımının yapılmış olması gerekir. Kur farkında vade farkı istemleri gibi teamülün olup olmadığı önemli değildir…” (Yargıtay 19. Hukuk Dairesi 11.09.2018 Tarihli, 2017/3549 E. 2018/4033 K. Sayılı Kararı)

I. TARAFLAR ARASINDAKİ SÖZLEŞMEDE KUR FARKINA İLİŞKİN HÜKÜM BULUNMASI

Taraflar aralarındaki ticari ilişkinin yabancı para cinsinden olduğu sözleşmelerde bedelin hangi tarihteki kur üzerinden ödeneceği veya sabit bir kur miktarı belirlenebileceği gibi kur farkı alacağının doğmasına ilişkin düzenlemeye de yer verilebilmektedir. Nitekim Yargıtay 19. Hukuk Dairesi’nin 08.03.2016 Tarihli, 2015/10974 E. 2016/4258 K. Sayılı Kararında sözleşmede kur farkının ayrıca ödenmesine ilişkin hüküm getirilmesi nedeniyle kur farkı alacağının talep edilebileceği yönünde karar verilmiştir;

“Mahkemece iddia, savunma ve toplanan delillere göre, taraflar arasındaki ilişkinin … cinsinden olduğu, ödemelerin fatura tarihinden 120 gün sonra vadeli olarak düzenlenen TL cinsinden çeklerle yapılacağı, kur farkının doğması halinde bunun ayrıca ödeneceğinin sözleşme gereği olup, sözleşme doğrultusunda davalının davacıdan kur farkı alacağı talep etmesinin mümkün olduğu gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş, hüküm davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir… usul ve kanuna uygun bulunan hükmün ONANMASINA… oybirliğiyle karar verildi.”

Yazılı sözleşme bulunmaması halindeyse sipariş formlarının, teklif mektuplarının veya faturaların incelenmesi gerektiğine ilişkin Yargıtay 19. Hukuk Dairesi’nin kararları şu şekildedir;

  • “Davacının mahkemeye sunduğu 30.04.2008, 30.05.2008, 06.05.2009 tarihli müşteri onaylı sipariş formlarında taraflar arasındaki satım ilişkisinin USD cinsinden yapılacağı, döviz kurunda meydana gelen artışların fiyata dahil edileceği yazılıdır. Ancak dosyaya kur farkı faturaları sunulmakla birlikte, satıma ilişkin faturalar sunulmamıştır. Mahkemece yukarıda açıklanan ilkeler uyarınca davacıya satıma ilişkin faturaları sunması için süre verilerek sipariş formundaki imzaların da bağlayıcı olup olmadığı araştırılıp uzman bilirkişi raporuna göre karar verilmesi gerekirken, eksik inceleme ve bilirkişi raporuna dayanılarak karar verilmesi doğru görülmemiştir…” (Yargıtay 19. Hukuk Dairesi 20.05.2015 T. 2014/18647 E. 2015/7459 K.)
  • “Taraflar arasındaki sipariş formunda satış bedeli KDV dahil 31.926,37 USD olarak belirlenip, “Ödeme tarihindeki TCMB döviz satış kuru geçerlidir.” düzenlemesine yer verildiği, Vergi Usul Kanunu gereğince TL üzerinden düzenlenmesi gereken faturada da yabancı para alacağına ilişkin kurla ilgili şerh bulunduğu anlaşılmaktadır. Bu durum karşısında ödeme günündeki TCMB döviz satış kuru belirlenip kur farkı oluşup oluşmadığı saptanarak karar verilmesi gerekirken, eksik inceleme ve değerlendirmeyle yazılı şekilde hüküm tesisinde isabet görülmemiştir…” (Yargıtay 19. Hukuk Dairesi 19.12.2017 T. 2016/14556 E. K. 2017/8080)
  • “Kur farkıyla ilgili uyuşmazlığa gelince; teklif mektubunda kalıp bedelinin Euro, profil ve işçilik bedellerinin ise usd üzerinden kararlaştırıldığı ve ödeme şekli başlıklı bölümde ödemelerin ne şekilde yapılacağı açıkça belirtilmiştir.Buna göre borcun kararlaştırılan gündeki döviz kuru üzerinden ödenmiş olması halinde kur farkı istenemeyeceği kuşkusuzdur. Ne var ki, kararlaştırılan günde ödenmesi gereken döviz karşılığı borcun, Vergi Usul Kanunu gereğince zorunlu olarak TL üzerinden faturalandırılıp ödeme günü yerine daha sonraki bir günde ödenmesi halinde ise fiili ödeme günündeki kur ile sözleşme uyarınca ödenmesi gereken tarihteki kur arasındaki kur farkının istenebileceğinin kabulü gerekir…” (Yargıtay 19. Hukuk Dairesi 18.09.2013 Tarihli, 2012/9853 E. 2013/14066 K. Sayılı Kararı)
  • “… alım satım ilişkisinin yabancı para birimi üzerinden kurulduğu durumlarda da faturaların TL üzerinden düzenlenmesi Vergi Usul Kanunu gereğidir. Sipariş mektubunda alım satımın döviz üzerinden yazılı bulunduğu gözetildiğinde TL cinsinden düzenlenen faturaların belirlenen ödeme gününden sonraki bir günde ödenmesi halinde fiili ödeme günündeki kur ile sözleşme uyarınca ödenmesi gereken tarihteki kur arasındaki kur farkının istenebileceği ilkeleri gözetilerek somut olay bakımından tarafların defter ve kayıtları üzerinde alanında uzman bilirkişi veya bilirkişi heyetinden ayrıntılı ve Yargıtay denetimine elverişli rapor alınıp deliller hep birlikte değerlendirildikten sonra varılacak uygun sonuç dairesinde bir karar verilmesi gerekirken eksik inceleme ve yanılgılı gerekçe ile hüküm kurulması doğru görülmemiştir.…” (Yargıtay 19. Hukuk Dairesi 08.04.2015 T. 2014/18157 E. 2015/4973 K. Sayılı Kararı)

Taraflar arasındaki sözleşmede kur farkı istenebileceğine ilişkin hüküm bulunmasına karşın faturada bedelin döviz karşılığına yer verilmemesinin, alacaklı tarafından kur farkı talep edilmediği yönünde değerlendirildiği Yargıtay 19. Hukuk Dairesi’nin 20.11.2013 Tarihli, 2013/12660 E. 2013/18580 K. Sayılı Kararı şu şekildedir;

Taraflar arasındaki sözleşmelerde kur farkı istenebileceğine dair hüküm bulunmaktaysa da davacı düzenlemiş olduğu iki adet satış faturasında satışa konu emtianın değerini TL bazında göstermiştir. Her ne kadar vergi mevzuatı gereği faturaların TL olarak düzenlenmesi zorunlu ise de ne miktarda döviz karşılığı olduğunun faturada gösterilmesi gerekmektedir. Davacının, sadece TL bazında fatura düzenlemiş olması sözleşmenin kendisine tanımış olduğu kur farkı alacağını talep etmediğini ve tercihini TL bazında ödeme yapılması noktasında kullandığı anlamına gelir… sözleşmede yer alan kur farkı alacağına dair hükme dayanılarak davanın kabulü yoluna gidilmesi usul ve yasaya aykırı olup bozmayı gerektirmiştir…”

II. FATURALARDA DÖVİZ KARŞILIĞIN GÖSTERİLMESİ

Taraflar arasında kur farkı alacağını düzenleyen sözleşme bulunmaması halinde Yargıtay tarafından faturalarda Türk Lirasının döviz karşılığının belirtilmesi aranmaktadır;

  • “Taraflar arasında kur farkı alacağını öngören sözleşme bulunmamakla birlikte dosyada bulunan satış faturalarının incelenmesinde malların döviz karşılığı satıldığı ve TL karşılığınında gösterildiği görülmektedir. Bu durumda davalı kur farkı alacağından dolayı sorumlu olacağından, davacının kur farkı alacağının ödeme tarihindeki kurun dikkate alınarak hesaplanması suretiyle varılacak uygun sonuç çerçevesinde bir karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde karar verilmesi doğru görülmemiştir…” (Yargıtay 19. Hukuk Dairesi 11.09.2018 Tarihli, 2017/3549 E. 2018/4033 K. Sayılı Kararı)
  • “Dairemizin 19.12.2017 tarihli bozma ilamında davacının kur farkı alacağını talep edebilmesi için taraflar arasındaki sözleşmede açık hüküm olması gerektiği belirtilmiş olup taraflar arasında bu konuda açık bir sözleşme olmadığı anlaşılmaktadır. Ayrıca kur farkı alacağının talep edilebilmesi için taraflar arasındaki alım satım ilişkisinin döviz üzerinden yapılmış olması, asıl faturada açıkça döviz karşılığının belirtilmesi ve döviz karşılığının süresinde ödenmemesi gerekmektedir…” (Yargıtay 11. Hukuk Dairesi 09.02.2021 Tarihli 2020/3692 E. 2021/984 K. Sayılı Kararı)
  • “Davacı, davalıya Euro cinsinden mal sattığını ve bu hususun faturada belirtildiğini, ödemelerin faturada gösterilen 90 günden sonra yapıldığını, dolayısıyla kur farkı alacağı olduğunu ileri sürerek icra takibi başlatmış, itiraz üzerine iş bu dava açılmıştır. Kur farkı alacağının doğması için satışın yabancı para cinsinden yapılması yada sözleşmenin bulunması gereklidir. Davalının da kabulünde olan mal satış faturalarında birim fiyatının Euro cinsinden, ödeme vadesinin de 90 gün olduğu belirlenmiştir. Davalının bu tarihten sonraki ödemeleri nedeniyle davacı satıcının kur farkından doğan alacağının gerçekleştiğinin kabulü gerekir…” (Yargıtay 19. Hukuk Dairesi 14.10.2015 Tarihli, 2015/853 E. 2015/12740 K. Sayılı Kararı)
  • “… dava konusu 07.01.2015 tarihli 4.269.049,48 USD ve 28.01.2015 tarihli 318.834,08 USD bedelli faturaların USD üzerinden kesildiği ve Vergi Usul Kanununa göre Türk Lirası karşılıklarının da gösterildiği, davalının banka hesaplarından toplam 1.291.633,04 USD ve 8.000.000 TL ödeme yaptığı, USD ödemesinin doğrudan borçtan mahsup edildiği, ancak Türk Lirası ödemesinin ödeme tarihindeki döviz alış kuruna çevrilerek USD olarak bakiye alacaktan mahsup edildiği ve sonuç olarak 201.083,14 USD bakiye alacak kaldığı, bunun dava tarihindeki döviz alış kuruna göre olan karşılığının 704.997,48 TL olduğu gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne  karar verilmiş olup…hükmün ONANMASINA, oybirliğiyle karar verildi.” (Yargıtay 11. Hukuk Dairesi 08.12.2020 Tarihli 2020/2920 E. 2020/5746 K. Sayılı Kararı)

D. ÇEK İLE YAPILAN ÖDEMELER

Ödemelerin çek ile yapılması halinde taraflar arasındaki sözleşmenin kur farkına ilişkin düzenlemeleri dikkate alınmaktadır. Nitekim Yargıtay 19. Hukuk Dairesi’nin 26.11.2019 Tarihli, 2018/2997 E. 2019/5314 K. Sayılı Kararı şu şekildedir;

“Mahkemece ödeme aracı olarak çek kabul eden kişinin kur farkı talep edemeyeceği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş, bu kararın temyiz incelemesi sonucunda Dairemizin 2015/1730 esas ve 2015/12848 karar sayılı ve 15.10.2015 tarihli kararı ile taraflar arasındaki sözleşmenin 4/2. maddesi gereğince davacının kur farkı alacağının talep edebileceğini işaretle davacının kur farkı alacağı olup olmadığının tespiti yönünden yerel mahkeme kararı bozulmuştur…”

Ancak taraflarca bu hususta bir düzenleme getirilmemişse Türk Lirası üzerinden keşide edilen çek ile yapılan ödemenin kabul edilmesi Yargıtay tarafından kur farkı istenemeyeceği yönünde değerlendirilmektedir. Taraflar aksini kararlaştırmadığı takdirde çek ile yapılan ödemelerde kur farkı istenemeyeceğine ilişkin kararlar şu şekildedir;

  • “…davalı ödemelerinin çeklerle yapıldığı görülmektedir. Çeklerle yapılan ödemelerde kur farkı istenemeyeceği Dairemizce istikrar kazanmış uygulamalardandır…” (Yargıtay 11. Hukuk Dairesi 11.03.2021 Tarihli 2020/4949 E. 2021/2315 K. Sayılı Kararı)
  • Çek bir ödeme vasıtası olup, döviz üzerinden düzenlenmesi mümkün olduğu gibi, bedel hanesi verildiği andaki döviz satış kuru üzerinden hesap edilerek de doldurulabilir. Buna rağmen, ödemeyi Türk Lirası üzerinden çek olarak kabul eden davacının bu aşamadan sonra kur farkı isteyemeyeceğinin kabulü gerekirken mahkemece delillerin değerlendirilmesinde yanılgıya düşülerek yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiştir…” (Yargıtay 11. Hukuk Dairesi 18.01.2021 Tarihli, 2020/4821 E. 2021/65 K. Sayılı Kararı)

E. SONUÇ

Sözleşmelerde dövizle işlem yapma yasağı dışında yabancı para cinsinden bedel belirlenebilse de faturanın Türk Lirası üzerinden düzenlenmesi gerekmektedir. Faturanın düzenlendiği tarih ile fiili ödeme tarihi arasında kur farkı olması riskine ilişkin taraflar mutlaka sözleşmede açık düzenlemeye yer vermelidir. Sözleşme bedelinin yabancı para olarak kararlaştırıldığı hallerde ödemenin o yabancı para cinsinden aynen yapılması istenmekte ise bu durumun da sözleşmeye açıkça yazılması gerekmektedir. Tüm bunlara ek olarak, kur farkı riski nedeni ile Türk Lirası üzerinden düzenlenecek faturaya da mutlaka faturanın hangi yabancı para cinsinden çevrilerek düzenlendiği ve ödeme günündeki kurun geçerli olduğu yazılmalıdır.

Bu konu hakkında daha fazla bilgi için:

Av. Dr. Eyüp Kul
Av. Dr. Eyüp KulKurucu Ortak
Stj. Av. Beyza Candan
Stj. Av. Beyza CandanStajyer Avukat