Devletin Tapu Sicillerinin Hukuka Aykırı Şekilde Tutulmasından Doğan Sorumluluğu (TMK 1007)

Haksız fiil sorumluluğunun temel unsuru kusurluluk olmakla birlikte, tüm haksız fiiller kusurla meydana gelmemektedir. Kusursuz gerçekleşen birtakım zararlandırıcı fiillerin de denkleştirme adaleti gereğince tazmini gerektiğinden kanun koyucu riskli bazı faaliyetleri yürütenleri kusursuz olsalar dahi sorumlu tutmuştur. Tapu sicilinin tutulmasından doğan zararlardan devletin sorumlu olması, kusursuz sorumluluğun örneklerinden biridir.

a. Tapu Sicilinin Tutulmasından Doğan Sorumluluk

Ayni hakları aleni hale getirmek ve hukuki işlem güvenliğini sağlamak için devlet tarafından tutulan tapu sicili, anayasal güvence altına alınmış mülkiyet hakkı ve diğer sınırlı ayni hakların korunmasını amaçlar.[1] Devletin tapu kayıtlarının tutulmasında tekel yetkisini haiz olmasından ötürü, tutulan kayıtlardan herhangi bir zarar doğması halinde zararın giderimi Türk Medeni Kanunu’nun (“TMK”) 1007. Maddesi uyarınca devletçe karşılanacaktır. İşbu kusursuz sorumluluk TMK’nın 1007. Maddesi’nde şöyle düzenlenmiştir:

“Tapu sicilinin tutulmasından doğan bütün zararlardan Devlet sorumludur. Devlet, zararın doğmasında kusuru bulunan görevlilere rücu eder. Devletin sorumluluğuna ilişkin davalar, tapu sicilinin bulunduğu yer mahkemesinde görülür.”

Hükümde belirtilen “devletin sorumluluğu”nun sabit olması için tapu sicili tutulurken ilgili memurun hukuka aykırı bir işleminin ve bu işlemle ortaya çıkan zarar arasında nedensellik bağının varlığı gerekmektedir. Tapu sicili; görevli memurun yalnız icrai değil, ihmali davranışı sonucu da yanlış veya yolsuz tutulmuş olabilir. Bu bakımdan devletin sorumluluğuna yol açan zarar verici fiil, hakkın gerçek hak sahibi yerine başka bir kimsenin adına tescil edilmesi durumunda ortaya çıkabileceği gibi tescili gereken hakkın tescil edilmemesi durumunda da ortaya çıkabilir. Ancak burada önemli olan, zarar verici fiil ile tapu sicilinin tutulması arasındaki ilişkinin varlığıdır.

Bu sorumluluk türünde eylemin kusura dayanıp dayanmadığı incelenmez. Zira devletin sorumluluğu kusursuz sorumluluğun özel bir hali olarak ortaya konulmaktadır. Burada kusursuz sorumluluğun dayanağı, tapu siciline bağlı büyük çıkarların ve yanlış tesciller sonucunda sicile güven ilkesi yüzünden ayni hakların yerinin doldurulmaz biçimde değişmesi ve bu hakların sahiplerinin onlardan yoksun kalmaları tehlikesinin varlığı ile açıklanabilir. Tapu sicilinin tutulmasını üzerine alan devlet, tapu siciline tanınan güvenden ötürü, hak durumuna aykırı kayıtlardan doğan tehlikeyi de üstlenmektedir.[2]

b. Memura Rücu

Tapu sicilini tutan memura rücu edilebilmesi için memurun ilgili haksız fiilde kusurlu olup olmadığı değerlendirilir. Kendisine kusur atfedilebilen memura özel hukuk hükümlerine göre rücu davası açılır. Haksız fiilin oluşmasında kusuru olmayan memura rücu edilemez. Görüldüğü üzere devletin sorumluluğunun belirlenmesinde kusura bakılmazken memura rücu halinde kusur esas unsur olmaktadır.

c. Zararın Tazmini

Tapu sicilinin tutulmasından ötürü zarar gören herkes Devleti hasım göstererek tazminat davası açabilir. Tapu sicilinin tutulmasından kaynaklanan zararlara karşı dava yolunda herhangi özel bir zamanaşımı bulunmamaktadır. Bu durumda dava haksız fiile ilişkin olarak Türk Borçlar Kanunu 72.maddedeki genel sürelere tabi olacaktır. Zarar görenin zararı öğrendiği andan itibaren iki yıl ve herhalde on yıl geçmesi ile birlikte dava zamanaşımına uğrayacaktır. İşbu kusursuz sorumluluk kapsamında devlete karşı tazminat davalarında adli yargı görevlidir. Yine tapu sicilinin tutulmasından kusurlu sorumluluğu bulunan memurlara karşı rücu davası da adli yargıda görülecek olup TBK’nın 72. maddesi kapsamında genel zamanaşımı sürelerine tabidir.

[1] Damla SARIASLAN, Tapu Sicilinin Tutulmasından Doğan Zararlardan Devletin Sorumluluğu, Türkiye Barolar Birliği Dergisi, Yıl: 2017, Sayı: 133, s. 394

[2] Yargıtay 3. HD., 2013/21230 E. 2014/5604 K. 8.4.2014 T.

Bu konu hakkında daha fazla bilgi için:

Av. Elif Yaşaroğlu
Av. Elif YaşaroğluAvukat
Stj. Av. Ayşe Nur Yayla
Stj. Av. Ayşe Nur YaylaStajyer Avukat