Eser Sözleşmelerinde İşsahibinin Üçüncü Kişilere Verilen Zararlardan Sorumluluğu

  1. Eser Sözleşmesi Tanımı

Eser sözleşmesi 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun 470. maddesi ve devamında düzenlenmiş olup madde hükmü aynen;  ‘’Eser sözleşmesi, yüklenicinin bir eser meydana getirmeyi, işsahibinin de bunun karşılığında bir bedel ödemeyi üstlendiği sözleşmedir.’’ Şeklindedir.

Sözleşmenin tarafları; işsahibi ve yüklenicidir. İşsahibi, eseri ısmarlayan kimsedir. Yüklenici ise eseri meydana getirmeyi üstlenen kişidir. İşsahibi ve yüklenici gerçek kişi olabileceği gibi tüzel kişi de olabilir. Yüklenicinin başlıca borçları, bir eseri meydana getirme, eseri teslim etme ve özen gösterme borcudur. İş sahibinin en önemli borcu, meydana getirilen eserin bedelini ödeme borcudur. Bedel ödeme borcu, işsahibinin sözleşme ile üstlendiği asli edimi ifade eder.[1]

  1. İş Görme Borcu

Sözleşmeye tipikliğini veren eser meydana getirme borcu, bir iş görme borcudur. İş görme borcu, tarafların bir işin yapılması üzerine anlaşması sonucu ortaya çıkar. İş görme ediminin konusu, bir gerçek kişinin ekonomik bakımından iş olarak kabul edilebilecek her türlü çalışmasıdır.[2]

İş görme borcu doğuran çeşitli sözleşmeler bulunmaktadır. Bu sözleşmeler; zaman unsuru, bağımlılık unsuru, ücret ve doğurdukları sonuçlar bakımından birbirlerinden ayrılmaktadırlar.

  1. Bağımlılık Unsuru

İş görme borcu doğuran sözleşmelerde, tarafların sorumluluk alanlarının belirlenmesi hususunda ‘’Bağımlılık Unsuru’’ varlığı önem arz etmektedir. Tarafların arasında bağımlılık bulunan özel hukuk ilişkilerinde işsahibi ‘’Adam Çalıştıran’’ konumundadır.

Bağımlılık unsuru, öğretide işin yapılması esnasında, işverenin gözetim ve denetim yetkisinin bulunması ve işi görenin de işini işverenin emir ve talimatlarına uygun bir biçimde yerine getirmesi şeklinde tanımlanmıştır. Bağımlılık unsuru bulunan sözleşmelerde taraflar arasında bir bağımlılık ilişkisi kurulmaktadır.

Bağımlılık ilişkisi, bir kimsenin (adam çalıştıran) kendi menfaat ve amaçları için kendine gözetim, denetim, emir ve talimat verme bakımlarından bağımlı olan bir başka kişinin (çalıştırılan) hizmetinden yararlanma ilişkisidir.[3]

Yargıtay da ‘’Adam Çalıştıran’’ tanımını yaptığı kararlarında bağımlılık ilişkisinin gerekliliğine açıkça değinmektedir; ‘’Mesleki veya diğer herhangi bir işin ifasında, başkalarını çalıştıran kimseyi tanımlamaktadır. Diğer bir anlatımla; işlerini gördürmek amacıyla bağımlılık ilişkisi içinde, üçüncü bir kişinin hizmetine başvuran, onun hizmetinden yararlanan, onun üzerinde gözetim ve denetim yetkisi olan kimseye ‘adam çalıştıran’ denir. Bir şahsın diğerinin çalışanı olarak kabul edilebilmesi için o şahsın çalıştırana tabi olması, onun emri altında çalışması gerekmektedir. Yani çalışanın işini yaparken adam çalıştırana tabi olması, onun gözetiminde işin yapılması ve onun talimatlarına bağlı olması gerekmektedir.’’ (3. HD 23.05.2018 T., 2016/18526 E., 2018/5676 K.)

  1. Adam Çalıştıranın Sorumluluğu

6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun 66. Maddesinde düzenlenmiş olup madde hükmü; ‘’Adam çalıştıran, çalışanın, kendisine verilen işin yapılması sırasında başkalarına verdiği zararı gidermekle yükümlüdür. Adam çalıştıran, çalışanını seçerken, işiyle ilgili talimat verirken, gözetim ve denetimde bulunurken, zararın doğmasını engellemek için gerekli özeni gösterdiğini ispat ederse, sorumlu olmaz. Bir işletmede adam çalıştıran, işletmenin çalışma düzeninin zararın doğmasını önlemeye elverişli olduğunu ispat etmedikçe, o işletmenin faaliyetleri dolayısıyla sebep olunan zararı gidermekle yükümlüdür. Adam çalıştıran, ödediği tazminat için, zarar veren çalışana, ancak onun bizzat sorumlu olduğu ölçüde rücu hakkına sahiptir.’’ Şeklindedir.

Adam çalıştıranın sorumluluğu, bir kusursuz sorumluluk halidir. Özen yükümlülüğünden kaynaklanan bir sorumluluk ihtiva etmektedir. Adam çalıştıranın; çalışanını seçerken, emir ve talimat verirken, denetimini gerçekleştirirken durum ve işin gerektirdiği dikkat ve özeni göstermemesinden kaynaklanan zararlardan sorumlu tutulmasına sebebiyet verir.

Yargıtay bir kararında adam çalıştıranın sorumluluğunu şu şekilde ifade etmiştir; ‘’Adam çalıştıranın sorumluluğu bir kusur sorumluluğu olmayıp, olağan sebep sorumluluğudur. Burada yasa adam çalıştırana genel nitelikte objektif bir özen yükümlülüğü, bir gözetim ödevi yüklenmiştir. Adam çalıştıranın sorumluluğu kendisinin veya emrinde çalışan yardımcı kişinin kusurlu olup olmamasına bakılmaksızın, kusurdan bağımsız olarak doğmaktadır. Sorumluluğun doğması için objektif özen yükümlülüğünün ihlaliyle meydana gelen zarar arasında, uygun illiyet bağının bulunması yeterli kabul edilmiştir.’’ (3. HD., E. 2016/10333 K. 2016/9982 T. 24.6.2016)

Bir kişinin adam çalıştıran sıfatıyla sorumlu olması için bazı şartların gerçekleşmiş olması gerekir.

  • Üçüncü kişi bir zarara uğramış olmalıdır.
  • Zarar, çalışanın hukuka aykırı fiili sonucu oluşmalıdır.
  • Fiil ile zarar arasında nedensellik bağı bulunmalıdır.
  • Adam çalıştıran ile işçisi arasında bağımlılık olmalıdır. Yani işçi, adam çalıştıranın emir ve talimatları doğrultusunda işi yürütmelidir.
  • Zarar, çalışanın kendisine verilen işin görülmesi sırasında doğmuş olmalıdır.[4]

Görülmektedir ki, özel bir kusursuz sorumluluk hali olan adam çalıştıranın sorumluluğunun gündeme gelmesi için hukuka aykırı bir fiil sonucu üçüncü bir kişinin zarara uğraması yeterli değildir. Bu zararın işin görülmesi sırasında meydana gelmiş olması ve taraflar arasında bağımlılık ilişkisi bulunması gerekmektedir.

Bu sebeple tüm iş görme borcu doğuran sözleşmelerde, işi görenin üçüncü kişiye verdiği zararlardan dolayı işi verenler ‘’adam çalıştıran’’ sıfatı ile sorumlu olmamaktadır.

  1. Eser Sözleşmesinde Bağımlılık Unsuru

Eser sözleşmesi, yüklenicinin iş sahibinden bağımsız hareket ettiği bir yapıya sahiptir. İş görme borcu yerine getirilirken yüklenici, kendi hesabına ve iş sahibinde bağımsız olarak eseri meydana getirmek ve bunu taraflarca kararlaştırılan sürede ifa etmek zorundadır. Bu yapılırken yüklenici iş sahibi tarafından denetlenmemektedir. Yargıtay bu durumu bir kararında şöyle ifade etmiştir; ‘’Eser sözleşmesinin varlığının kabulü için, işin yapımını üstlenmiş olan tarafın, işverenden bağımsız olarak hareket etmek suretiyle, işin tamamını yapıp bitirmesinin öngörülmüş olması gerekir.’’ (4.HD.13.12.2005, E. 2004/15008 K. 2005/13445)

Ancak yüklenici ve işsahibi, aralarında akdettikleri sözleşmede işsahibine; yükleniciye emir ve talimat verme, denetimde bulunma gibi yetkiler tanıyabilirler. Başka bir deyişle; eser sözleşmesinde bağımlılık unsurunun bulunmaması, kesin bir kural niteliği teşkil etmemektedir. Nitekim Yargıtay bir kararında bunu açıkça ifade etmiştir; ‘’Eser sözleşmelerinde kural olarak, iş sahibi ile yüklenici arasında bağımlılık ilişkisi bulunmamaktadır. Yüklenici, iş sahibinden bağımsız olarak üstlendiği işi yapıp teslim etmekle yükümlüdür. Ancak bu kesin kural değildir. Eser sözleşmesinde, iş sahibinin yükleniciye emir ve talimat verme, işi denetleme yetkisi tanınması mümkündür.’’ (7.HD.18.01.2011, E.2010/7458 K.2011/98)

  1. İşsahibinin Adam Çalıştıran Sıfatıyla Sorumlu Olması

Taraflar arasında bağımlılık unsurunu oluşturacak bir anlaşma bulunmaması halinde, eser sözleşmesi taraflar birbirlerinden bağımsız olacak şekilde kurulmaktadır. Bu sebeple işsahibi, yüklenicinin üçüncü kişilere verdiği zarardan sorumlu olmamaktadır. Yargıtay bu durumu bir kararında şu şekilde açıklamıştır; ‘’Adam çalıştıranın sorumluluğunda temel unsur, bağımlılık ilişkisidir. Bu anlamda çalıştırılan, adam çalıştıranın buyruğu altında olmalı, onun gözetim ve denetiminde iş yapılmalıdır. Sorumluluğun nedeni de, bağımlılıktan kaynaklanan özen gösterme ödevine aykırılıktır. Eser sözleşmesinde ise, yüklenici kendi hesabına ve iş sahibinden bağımsız olarak sözleşmeye konu işi yapmayı üstlenmiştir. Bu nedenle, iş sırasında başkalarına verdiği zararlardan bizzat sorumludur. Bağımlılık ilişkisi bulunmadığı için de, iş sahibinin sorumlu tutulma olanağı yoktur.’’ (4. HD., E. 2006/12772 K. 2007/14555 T. 20.11.2007)

Taraflar arasında akdedilen sözleşmede işsahibine emir, talimat, denetim ve gözetim yetkilerinin tanınmış olması ile bağımlılık ilişkisi kurulmuş olur. İşsahibine tanınan yetkiler, işsahibinin ‘’Adam Çalıştıran’’ sıfatına haiz olmasına sebebiyet verir. Yüklenici ve işsahibi arasında çalışan-çalıştıran ilişkisi meydana gelir.

Bu durum işsahibinin, yüklenicinin eseri meydana getirdiği sırada hukuka aykırı fiilleri sonucun üçüncü kişilere verdiği zararlardan sorumlu olması sonucunu doğurur. Zira, işsahibinin adam çalıştıran sıfatıyla sorumlu olması için gerekli tüm şartlar bu şekilde sağlanır. Yargıtay’ın da konuya ilişkin yerleşik içtihadı bu şekildedir; ‘’Eser sözleşmelerinde kural olarak, iş sahibi ile yüklenici arasında bağımlılık ilişkisi bulunmamakta, yüklenici iş sahibinden bağımsız olarak üstlendiği işi sözleşme koşullarına uygun olarak tamamlayıp teslim etmeyi üstlenmektedir. Bu özellik dikkate alındığında, eser sözleşmelerinde bağımlılık ilişkisi, bir başka deyişle iş sahibinin adam çalıştıran sıfatı bulunmadığından sözleşme ile üstlenilen işin yerine getirilmesi sırasında yüklenicinin üçüncü kişilere zarar vermesi halinde iş sahibinin zarardan sorumlu tutulamayacağı kabul edilmektedir. Ancak, bu kesin bir kural değildir. İş sahibi ile yüklenici arasındaki sözleşmede iş sahibine yükleniciye emir ve talimat verme, yapılan işi kontrol ve denetleme yetkisinin tanınmış olması halinde, iş sahibi ile yüklenici arasında bağımlılık ilişkisi kurulmuş olacağından iş sahibinin “adam çalıştıran” sıfatıyla zarardan sorumlu tutulması gerekeceği ve sorumluluk türünün de aynı Kanun’un 51/2. maddesi hükmü uyarınca müteselsil (zincirleme) sorumluluk olacağı kuşkusuzdur.’’ (7. HD., E. 2008/6736 K. 2009/1124 T. 7.4.2009)

  1. Müteselsil Sorumluluk

Çalışanın üçüncü kişilere verdiği zarar sonucu adam çalıştıranın sorumluluğu hükümlerine gidilmesi halinde, çalışan ve çalıştıran birlikte (müteselsilen) sorumlu olur. Dolayısıyla, bağımlılık ilişkisinin kurulmuş olduğu bir eser sözleşmesinde işsahibi, adam çalıştıran sıfatıyla sorumlu olduğunda, yüklenici ile aralarında müteselsil sorumluluk ilişkisi meydana gelir. Yargıtay’ın konuya ilişkin vermiş olduğu bir karar şu şekildedir;  İş sahibi ile yüklenici arasındaki sözleşmede iş sahibine yükleniciye emir ve talimat verme, yapılan işi kontrol ve denetleme yetkisinin tanınmış olması halinde, iş sahibi ile yüklenici arasında bağımlılık ilişkisi kurulmuş olacağından iş sahibinin Türk Borçlar Kanunu’nun 66. maddesi gereğince “adam çalıştıran” sıfatıyla zarardan sorumlu tutulması gerektiği ve sorumluluk türünün de müteselsil (zincirleme) sorumluluk olacağı kuşkusuzdur. (3.HD., E.2016/7621 K. 2017/13439 T. 5.10.2017)

Müteselsil sorumluluk birden fazla kişinin ya aynı sebeple ya da birbirinden farklı sebeplerle aynı zarardan sorumlu olması halinde mümkündür.[5]

6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun 61. maddesi uyarınca, adam çalıştıran ve çalışan arasında dış ilişkide müteselsil sorumluluğa ilişkin hükümler uygulanır. Buna göre, borçluların her biri, zararın tamamından sorumlu olur ve zarar gören, uğramış olduğu zararın hepsini veya bir kısmını, sorumluların bir tanesinden veya hepsinden talep edebilir. Sorumlulardan birisinin yapacağı ödeme, diğer sorumluları da ödeme tutarınca borçtan kurtarır. Ödeme yapan borçlu alacaklıya halef olur.[6]

[1] EREN, Fikret, ‘’Borçlar Hukuku Özel Hükümler’’, Yetkin Yayınları, Ankara, 2017, s. 583,607,655

[2] AKKURT, Sinan Sami, “Türk Özel Hukukunda İş Sözleşmesi ile Eser Sözleşmesinden Kaynaklanan Başlıca Yükümlülükler ve Anılan Sözleşmelerin Ayırt Edilmesi”, DEÜHFD, C. 10, S. 2, 2008, s.56

[3] AYDINLI, Halil İbrahim, “İstihdam Edenin (Adam Çalıştıranın) Sorumluluğu (BK mad. 55)”, Kamu-İş, C. 7, S. 2, 2003, s. 689

[4]  HATEMİ, GÖKYAYLA, Borçlar Hukuku Genel Bölüm, Vedat Kitapçılık, İstanbul 2011, 143-144.

[5]ÇELİK, Nazlı Hilal, Adam Çalıştıranın Sorumluluğu, Doktora Tezi, İstanbul Üniversitesi, 2015. s:277

[6] KARA KILIÇARSLAN, Seda, Adam Çalıştıranın Sorumluluğu, Doktora Tezi, Ankara Üniversitesi, 2016. s:198

Bu konu hakkında daha fazla bilgi için:

Av. Serap Gülşah Beyaztaş
Av. Serap Gülşah BeyaztaşKıdemli Avukat
Stj. Av. Asude Altıntaş
Stj. Av. Asude AltıntaşStajyer Avukat