Kişisel Verilerin İşlenmesinde İfade Özgürlüğünün Sınırları

24 Mart 2016 tarihinde kabul edilen 6698 Sayılı Kişisel Verilerin Korunması Kanunu, (“KVKK”) 7 Nisan 2016 tarihli ve 29677 sayılı Resmî Gazetede yayımlanarak yürürlüğe girmiştir. Bu kanunun amacı, modern veri işleme teknolojilerinden doğan tehlikelere karşı, başta özel hayatın gizliliği olmak üzere kişilerin temel hak ve özgürlüklerini koruması ve meşru bir dayanak olmaksızın kullanılmasını engellemektir.

Kanun koyucu, kişisel verilerin korunmasını tamamen veya kısmen otomatik ya da herhangi bir veri kayıt sisteminin parçası olan verilerin işlenmesi halinde KVKK hükümlerinin uygulanacağını belirtirken kanunun 28.maddesinde ise bazı istisnalara yer vermiştir.

KVKK’nın 28/1. fıkrasında KVKK hükümlerin uygulanmayacağı istisnai haller sayılmıştır. İfade özgürlüğü maddenin c bendinde sayılan istisnai hallerden biridir. Ancak kanunun lafzından ve ifade özgürlüğünün diğer temel hak ve özgürlüklerde olduğu gibi sınırsız olmamasından dolayı işbu istisnanın dar bir şekilde yorumlanması gerektiği anlaşılmaktadır.

İfade özgürlüğünün sınırlanması, başta Anayasa ve AİHS’nin 10/2. maddesi olmak üzere uluslararası ve ulusal mevzuatta düzenleme altına alınmıştır. Buna binaen KVKK 28/1-c bendindeki istisnalardan olan ifade özgürlüğünün sınırlarının da Anayasa ve AİHS tarafından belirlenen kriterler çerçevesinde değerlendirilmesi yerinde olacaktır. Dolayısıyla, hemen her temel hak ve özgürlük için olduğu gibi ifade özgürlüğünün de sınırlanması açısından genel birtakım kriterlerin her somut olayda gerçekleşip gerçekleşmediğinin tespit edilmesi gerekmektedir.

Hukuk tekniği açısından bir temel hak ve özgürlüğün sınırlandırılması için gözetilmesi gereken kriterler;[1]

– Sınırlamanın kanunla yapılması (yasal bir dayanağı olması),

– Sınırlamanın meşru bir amaca hizmet etmesi (AİHS’de veya iç hukukta yer alan sınırlama sebeplerinin varlığı),

– Sınırlamanın demokratik toplum gereklerine uygun olması (demokratik ve bilinçli bir toplumda yapılacak sınırlamanın normal görülmesi ve saygıyla karşılanması)

– Sınırlamanın ölçülü olmasıdır.

AİHS’nin 10. maddesinde bir temel hak ve özgürlük olarak kabul edilen ifade özgürlüğünün de sınırsız olmadığı, objektif olarak belirlenmiş istisnai durumlarda sınırlanabileceği öngörülmüştür.

AİHS’nin 10/2. maddesinde yer alan ifade özgürlüğünün sınırlama sebepleri;

– Ulusal güvenliğin, toprak bütünlüğün veya kamu güvenliğinin korunması,

– Kamu düzeninin sağlanması ve suç işlenmesinin engellenmesi,

– Sağlığın veya ahlakın, başkalarının şöhret ve haklarının korunması,

– Gizli bilgilerin yayılmasının önlenmesi veya yargı erkinin yetki ve tarafsızlığının güvence altına alınması olarak sayılmıştır.

Netice olarak KVKK’da yer alan kişisel verilerin işlenmesi noktasında belirlenen tam istisna halleri AİHS paralelinde düzenlendiğinden, ifade özgürlüğüne ilişkin sınırların belirlenmesinde de Anayasa ve AİHM kararlarının göz önüne alınması önem arz etmektedir. Aksi taktirde, kişisel verilerin ifade özgürlüğü kapsamında olsa dahi hukuka aykırı şekilde işlenmesi idari para cezalarının yanı sıra, ceza soruşturmaları ve manevi tazminat davalarını gündeme getirecektir.

[1] Yargıtay 19.Ceza Dairesi 2020/4769 Esas sayılı dosya 2021/2050 Numaralı Karar https://lib.kazanci.com.tr/kho3/ibb/files/dsp.php?fn=19cd-2020-4769.htm&kw=`2020/4769`&cr=yargitay#fm (Erişim tarihi 21.06.2021)

Bu konu hakkında daha fazla bilgi için:

Av. Elif Yaşaroğlu
Av. Elif YaşaroğluAvukat
Stj. Av. Feride Babalı
Stj. Av. Feride BabalıStajyer Avukat