Ticari İşletmeye İlişkin Birleşme ve Tür Değiştirme – TTK 194

Ticari İşletme Kavramı, Unsurları, Yapısı ve Hukuki Niteliği, Ticari İşletmede Merkez ve Şube

İşletme, bir girişimci (müteşebbis) tarafından ekonomik çıkar sağlamak maksadıyla emek ve sermayenin bağımsız olarak bir araya getirilmesi olarak tanımlanabilir1.

Ticari işletmenin unsurları; esnaf işletmesini aşan düzeyde gelir sağlamayı hedef tutma, devamlılık, bağımsızlık olarak sayılabilir.

Her işletmede olduğu gibi ticari işletmede de, insan unsuru ile mal varlığı unsurları birlikte yer alır. Kişi unsuru her şeyden önce, ticari işletmeyi kendisi adına işleten kişi olan taciri ifade eder. Malvarlığı unsurları ise çok çeşitlidir. Malvarlığı unsurlarının neler olduğuna, TTK m. 11 f.3’te işaret edilmiştir. Hükümden yola çıkarak, sürekli olarak işletmeye özgülenen unsurların (fabrika binası, araç, makineler vd. gibi), eğer ticari işletme kiralanan bir taşınmazda faaliyet gösteriyorsa kiracılık hakkının, ticaret unvanı ile diğer fikri mülkiyet haklarının (marka, patent vd.) ticari işletmeye dahil değerler olduğunu söylenebilir. Ticari işletmenin değeri, çoğu zaman yukarıda değinmiş bulunduğumuz unsuların haiz oldukları ekonomik değer toplamından da fazlasıdır. İşletme değeri de; ticari işletmeye dahil unsurlar arasında yer almaktadır2.

Ticari işletmenin, onu işleten tacirden ayrı bir kişiliği ve bu arada tüzel kişiliği yoktur. Ticari işletmeyi işleten gerçek kişi tacir sıfatı kazanır. Ticari işletmeyi işleten bir tüzel kişiyse, tacir sıfatı kural olarak o tüzel kişiye ait olur. Ticari işletmenin malvarlığı, tacirin genel malvarlığı kapsamında yer alır ve ondan ayrı olarak düşünülemez.

Ticari işletmenin merkezi, işletmenin, idari, hukuki ve ticari faaliyetlerinin odak noktası olan ve faaliyetlerin yürütüldüğü yerdir3. Ticari işletme kapsamında gerçekleştirilen faaliyetin yaygınlaşması, işlerin tek bir merkezden idaresinin zorlaştırabilmektedir. Bu durum karşısında tacir, işlerini merkezden yönetmek yerine kuracağı farklı birimler aracılığıyla işlerini şubeleşerek yürütebilir.  Şube konusu daha geniş kapsamlı olarak ele alınması gereken bir konu olmakla beraber; çalışmamızın esas konusunu teşkil etmediği için kısaca değinmekle yetinmekteyiz4.

Ticari İşletmenin Ticaret Şirketiyle Birleşmesi

Birleşme bir veya birden çok ticaret ortaklığının tüm malvarlığının tasfiye edilmeksizin, mevcut veya yeni kurulan bir ortaklığa kendiliğinden külli halefiyet yoluyla geçmesi ve devredilen malvarlığının karşılığı olarak devreden ortaklığın ortaklarının devralan ortaklığın bünyesinde kendiliğinden ortaklık payı alması durumu olarak ifade edilir. Birleşme, yeni kuruluş yoluyla veya devralma yoluyla birleşmeyi içeren bir üst kavramdır5.

Bir ticari işletme, bir ticaret şirketiyle onun tarafından devralınmak suretiyle birleşebilir. Bir ticari işletme ile ticaret şirketinin başka şekilde birleşmesi mümkün değildir (TTK m. 194/f.1). Bu birleşmeye devralan ticaret şirketinin türüne göre, TTK ’da ticaret şirketlerinin birleşmesine ilişkin hükümlerinden m.138 ila 140, 142 ile 158 hükümleri kıyas yoluyla uygulanır (TTK m. 194/f.1). Ayrıca yapı değişikliklerine ilişkin ortak hükümlerden TTK m. 191 ila m.193’ün de bu birleşmeye kıyas yoluyla uygulanacağı öngörülmüştür (TTK m. 194/f.1) Hüküm Türk hukukuna özgü bir düzenlemedir. İsviçre hukukunda bu ihtiyacın malvarlığının devri yoluyla giderileceği düşünülmektedir6.

Bir ticari işletmenin bir ticaret şirketiyle birleşmesiyle yeni bir şirket oluşturması mümkün değildir. Dolayısıyla, bu birleşmeye katılan şirket varlığını muhafaza edecektir. Öte yandan kanunda birleşecek şirket bakımından herhangi bir sınırlama öngörülmemiştir. Bir ticari işletme TTK m. 124’te öngörülen tüm ticaret şirketleri ile birleşebilir7.

Ticari İşletmenin Ticaret Şirketine Dönüştürülmesi

TTK. m.194 f.2 ile kanun koyucu bir ticari işletmenin bir ticaret şirketine dönüşmesine imkân tanımıştır. Ticari işletmenin dönüşeceği ticaret şirketi türü bakımından ise bir sınırlama söz konusu değildir. Bir ticari işletmenin bir ticaret şirketine dönüşebilmesi için TTK m. 11 bağlamında işletme bütünlüğünün korunuyor olması gerekir8.Ticari işletmenin bütünlüğünden kasıt, işletme faaliyetlerini gerçekleştirebilecek şekilde önemli unsurları ile birlikte organizasyon varlığının devam edecek şekilde korunmasıdır. O halde önemli unsurlarından yoksun bırakılarak içi boşaltılan bir ticari işletme, bir ticaret şirketine dönüşemez. Ticari işletmenin bütünlüğü, dönüşümün gerçekleşmeye başlayacağı anda mevcut olmalıdır. Bütünlük ilkesi, alacaklıların korunması bakımından önem arz etmektedir. Bu nedenle ticaret sicil müdürü, işletme bütünlüğünün mevcudiyeti hususunda gerekli incelemeyi yapmak zorundadır9.

Ticari işletmenin sahibi olan kişiler, dönüşüm sonucu kurulan ticaret şirketinin ortağı olabilecektir. Dönüşüm sonucu, bu kişilerin hukuki kişiliğinden bağımsız, kendi hukuki kişiliğini haiz olan bir malvarlığı değeri ortaya çıkacaktır. Bu durum da sorumluluk hukuku açısından önemlidir. Sorumluluk rejimi, dönüşülen şirketin türüne göre farklılık arz edecektir. Sorumluluk rejimindeki değişiklik, tür değişikliğinin olağan sonucudur10.

Yargıtay 12. Hukuk Dairesi E. 2016/10512, K. 2017/2003, T. 15.02.2017

‘’…6102 saylı TTK’nun 182/1- a ) maddesine göre; Bir sermaye şirketi; Başka türde bir sermaye şirketine dönüşebilir. Aynı Kanunun 194/1 maddesi; “Bir ticari işletme, bir ticaret şirketiyle, onun tarafından devralınmak suretiyle birleşebilir. Bu hâlde devralan ticaret şirketinin türüne göre 138 ilâ 140, 142 ilâ 158 ve ortak hükümlere dair 191 ilâ 193. madde hükümleri kıyas yoluyla uygulanır” 158. maddesi ise; “Devrolunan şirketin borçlarından birleşmeden önce sorumlu olan ortakların sorumlulukları birleşmeden sonra da devam eder. Şu şartla ki, bu borçlar birleşme kararının ilanından önce doğmuş olmalı veya borçları doğuran sebepler bu tarihten önce oluşmuş bulunmalıdır” şeklinde düzenlenmiştir.

Somut olayda takip konusu çekin keşide tarihinin ve takip tarihinin birleşmeden sonraki bir tarih olduğu görülmektedir. Yukarıda anılan yasa hükümleri bir arada değerlendirildiğinde de; alacaklıların korunması TTK’nun 190 ve 158. maddesinde hüküm altına alındığından, borçlunun sorumluluğu birleşmeden sonrada devam edeceğinden, şirketler hakkında verilen iflasın ertelenmesi hükmünün, borçlu … yönünden bir sonuç doğurmayacağı anlaşılmaktadır…’’

Ticaret Şirketinin Ticari İşletmeye Dönüştürülmesi

Bir ticaret şirketinin bir ticari işletmeye dönüştürülmesi TTK. m. 194/f.3’te düzenlenmiştir. Hükümle, ya ticaret şirketinin paylarının tümü ticari işletmeyi işletecek kişi veya kişiler tarafından devralınmalı ya da ticari işletme bu kişi veya kişiler adına ticaret siciline tescil ve ilan edilmelidir11.

Her ticaret şirketi hangi sorumluluk rejimine tabi olursa olsun bir ticari işletmeye dönüşebilir (TSY m. 134/f.1). Ancak sermayenin kaybı, borca batık olma durumu üst başlıklı TTK m.376 kapsamında bulunan anonim şirketler, sermaye kaybı ve borca batıklık üst kenar başlıklı TTK m. 633 kapsamında yer alan limited şirketler ile tasfiye halindeki ticaret şirketleri ticari işletmeye dönüşemezler (TSY m. 134/f. 4). Dönüşüm sonrasında ortaya çıkan ticari işletme, dönüşen ticaret şirketinin devamı niteliğindedir (TSY m. 134/f.2). Doktrinde buna özdeşlik ilkesi denmektedir. Bu ilkeyle dönüşüm nedeniyle hak, alacak, borç ve yükümlülüklerin hiçbir değişikliğe uğramadan devamı sağlanmıştır. TTK’ nın 180. Maddesi ve 182 ila 190. Maddeleri söz konusu dönüşüme kıyasen uygulanır (TSY m. 134/f. 5)12.


1 ARKAN, Sabih, Ticari İşletme Hukuku, 24. Baskı, Ankara,Banka ve Ticaret Hukuku Araştırma Enstitüsü (T. İş Bankası A.Ş. Vakfı), 2018, s.26, POROY-YASAMAN, Ticari İşletme Hukuku, 18. Baskı, İstanbul, Vedat Kitapçılık, 2019

2 ARKAN, s. 32

3 ARKAN, s. 35

4 Konuya ilişkin kapsamlı bilgi için bkz. KAYIŞ, Ferhat, Ticari İşletmede Şube Kavramı ve Şube Olmaya Bağlanan Hüküm ve Sonuçlar, 1. Baskı, İstanbul, On İki Levha Yayıncılık, Mart 2019

5 ÇELİKBOYA, s.88

6 CENGİL, M. Fatih, Ticari İşletmenin Devri, 1. Baskı, İstanbul, On İki Levha Yayıncılık, Ekim 2018, s.137

7 CENGİL, s. 137-138

8 TEKİNALP, Ünal, Sermaye Ortaklarının Yeni Hukuku, 4. Bası, Vedat Kitapçılık, İstanbul, 2015, s. 754

9 CENGİL, s. 142

10 CENGİL, s. 143

11 POROY-YASAMAN, s. 58

12 CENGİL, s. 146

Bu konu hakkında daha fazla bilgi için:

Av. Emre Ramazan Atasoy
Av. Emre Ramazan AtasoyAvukat