Alacağın Devrinde Borçlunun Hukuki Durumu

I. GENEL OLARAK

Alacağın devri, kural olarak alacak hakkının borçlunun rızası aranmaksızın üçüncü bir kişiye devredilmesi işlemidir. Alacağın devri, niteliği bakımından bir hukuki işlemdir. Bu işlemle taraflar sözleşmeye dayalı olarak alacak hakkının devredenden devralana geçirilmesini sağlarlar[1]. Taraflar sözleşme ile alacağın devredilemeyeceğini kararlaştırabildikleri gibi, kanundan doğan nedenler veya işin niteliği TBK m. 183 kapsamında alacağın devrine engel teşkil edebilir.

Devir ile birlikte alacak hakkı sözleşmeye taraf olmayan devralana geçer. Borçlu, alacak hakkını kaybetmiş olan eski alacaklıya yapacağı ifa ile kural olarak borcundan kurtulamaz, sadece borç olmayan bir şeyi ifa etmiş olur. Alacağı devralanın talebi üzerine ona karşı ayrıca ifada bulunması gerekecektir[2].

Borcu yeni alacaklıya ifa etmek zorunda olan borçlu, devrin habersiz yapılmaması sebebiyle devir işleminden olumsuz yönde etkilenebilecektir. Devrin borçluya bildirilmemesi halinde, borçlu devirden haberdar olmadığı için önceki alacaklıyı halen alacaklı sanarak ve iyi niyetle eski alacaklıya borcu ifa etmesi halinde, TBK m. 186 kapsamında borcundan kurtulur[3].

TBK. m. 186 ve TBK. m. 187 bazı şartların yerine getirilmesi durumunda
borçlunun borcunu önceki alacaklıya ifa etmesini geçerli saymakta veya tevdi etmek yoluyla borçtan kurtulma imkânı sağlamaktadır. Bununla birlikte, borçluya önceki alacaklıya karşı sahip olduğu savunmaları alacağı devralmış olana karşı da ileri sürebilme imkânı tanınmıştır[4].

II. BORCUN İFASINA İLİŞKİN HÜKÜMLER

 A. İyi Niyetli İfa ile Borçtan Kurtulma

1. Eski Alacaklıya İfa

 TBK. m. 186 hükmü; alacak devredildikten sonra önceki alacaklıya ifada bulunan borçlunun bazı şartların gerçekleşmesi durumunda borcundan kurtulabileceğini hüküm altına almıştır. TBK .m 186 hükmü uyarınca: “Borçlu, alacağın devredildiği, devreden veya devralan tarafından kendisine bildirilmemişse, önceki alacaklıya; alacak birkaç kez devredilmişse, son devralan yerine önceki devralanlardan birine iyi niyetle ifada bulunarak borcundan kurtulur.

Borcun sonra ermesiyle, alacağı devralmış olan kimse artık borçluya başvuramaz. Devralan sadece, aralarındaki anlaşmaya göre devredene başvurarak, onun ifayı kabul etmesi yüzünden uğradığı zararın tazminini talep edebilir. Borçlunun eski alacaklıya ifada bulunarak borçtan kurtulabilesi için TBK. m. 186’ da yer alan iki şartın birlikte gerçekleşmesi gerekir; bu şartlardan ilki, borçlunun ifayı alacağın devrinin kendisine bildirilmesinden önce yapmış olması, ikincisi borçlunun borcu önceki alacaklıya ifa ederken iyi niyetli olmasıdır[5]. Her ne şekilde olursa olsun devri öğrenen borçlunun iyi niyetinden söz edilemeyecektir[6].

Devrin bildirilmiş olması hali eski alacaklıya ifada iyi niyeti ortadan kaldırır. Eğer devir borcun eski alacaklıya ödenmesinden önce borçluya bildirilmiş ise; borçlu iyi niyetli olarak borcunu eski alacaklıya ödediği iddiasını ileri sürerek borçtan kurtulamayacaktır. Ancak borcun ödenmesinden önce devir borçluya bildirilmemiş ise; borçlu iyi niyetli olarak borcunu eski alacaklıya ödemişse borçtan kurtulur. Borçluya devrin kimin tarafından bildirilmiş olduğu önem arz etmez.

Borçlu ifada bulunmak için yeni alacaklıdan alacağın devredildiğini ispat etmesini istemek hakkına sahiptir. Zira devredilmek istenene alacak geçmiş değilse, borçlunun bildirime güvenerek ona ifada bulunması kendisini borçtan kurtarmaz. Alacak devredilmek istenene geçmemiş olmasına rağmen alacağı devretmek isteyen tarafından yapılan bildirim devri sağlamazsa da borçluya alacağın devredilmek istendiği kişiye ifada bulunma hususunda yetki verme beyanı olarak değerlendirilebilir[7].

Bildirim herhangi bir şekil şartına bağlı değildir. İspat hukuku açısından yazılı olması daha uygun olacaktır.

Borçlu bildirim ulaştıktan sonra; fakat öğrenmeden önce eski alacaklıya ifada bulunmuşsa; bir görüşe göre, ifa anında iyi niyetli ise gene de borçtan kurtulmalıdır. Bir başka görüşe göre ise; bildirimi öğrenmeden ifada bulunduğunu ileri sürerek borçtan kurtulamaz. Birinci görüş borçlunun savunmalarında öğrenme anını esas alan TBK. m. 188 hükmünden yola çıkarak, kanunun bildirimden söz ederken asıl amacının borçlunun iyi niyetli olduğu her durumda onu korumak olduğu fikrinden hareket etmekte; ikinci görüş ise, derhal bildirimde bulunarak kendisine düşen yükümlülüğü yerine getiren yeni alacaklının, bildirim ulaştığı halde bunu geç öğrenen borçlunun davranışından etkilenmemesi gerektiği fikrinden hareket etmektedir[8].

Borçlunun öğrenme anı somut olayın niteliğine göre farklılık arz edeceğinden somut olaya göre değerlendirme yapılması hakkaniyete uygun olacaktır. Örneğin; noter aracılığıyla gönderilmiş bir ihbarname ile alacağın devri borçluya bildirilmiş ise burada borçlunun devri öğrendiği tarih ihbarnamenin borçluya tebliğ edildiği tarih sayılmalıdır. Ancak; borçlu devri bir e- posta yoluyla öğrendiyse burada e-postanın görülme tarihi esas alınmalıdır. Bununla birlikte; kendisine ulaşan ihbarı o tarihten ileri bir tarihte öğrendiğini iddia eden borçlu, iddiasını ispat etmekle yükümlüdür.

2.Arka Arkaya Devirle İfa

Borçlu, arka arkaya yapılan devirlerde de TBK. m. 186’daki esaslardan faydalanır. Örnek olarak A, B’den olan alacağını C ye devretmiş C de bunu D ye devretmişse; borçlu B, C’ye yapılan devirden haberdar olmuş ancak, D’ye yapıla devir kendisine bildirilmeden önce iyi niyetle C’ye ifada bulunursa, borcundan kurtulacaktır. Hem C’ye hem de D’ye yapılan devirler kendisine bildirilmemiş olan borçlu B, iyi niyetle A’ya ifada bulunması yine borçluyu borcundan kurtaracaktır[9].

B. Tevdi ile Borçtan Kurtulma

Alacağın kime ait olduğu hususu bazen borçlu tarafından belirsiz olabilir. Bununla birlikte; borçlu tarafından alacağın kime ait olduğu belirlenebilse dahi alacağın kime ait olduğu hususunda tereddüde yol açacak bir durum olması durumunda, borçlu tevdi hakkını kullanarak borcundan kurtulabilecektir. Yasa koyucu, tereddüt durumunda borçlunun mağdur olmaması amacıylaTBK. m. 187/f. 1’de yer alan, ‘’Kime ait olduğu çekişmeli bulunan bir alacağın borçlusu, ifadan kaçınabilir ve alacağın konusunu hâkim tarafından belirlenen yere tevdi etmekle borçtan kurtulur’’hükmünü düzenlemiştir.

Alacağın kime ait olduğu hususunda bir tartışma mevcut ise; borç konusunu tevdi etmek suretiyle borçtan kurtulma, borçlu için tanınmış olan bir hak olmakla birlikte, bu durum bazen borçlu için bir borçta olabilir. Şöyle ki; alacağın kime ait olduğuna ilişkin tartışma artık bir yargılama konusu olmuş ve borç muaccel hale gelmişse, borç konusunu tevdi etmek borçlu için bir hak olduğu gibi aynı zamanda bir yükümlülük olacaktır. Kanun koyucu, alacağın kime ait olduğuna ilişkin tartışmanın yargılama konusu olmasının; alacağın kime ait olduğu hususundaki tartışmanın kesin kanıtı kabul etmiştir[10].

Borçluya, önceki alacaklıya karşı sahip olduğu savunmaları alacağı devralmış olan yeni alacaklıya karşı da ileri sürebilme imkânı tanınmıştır[11].

III. DEVRİN BORÇLUYA ZARA VERMEMESİ KURALI

Alacağın devredilmesi, borçlunun durumunu ağırlaştıramaz. Borçlu, alacaklıya karşı hangi koşullarda borçlu ise, bu koşullarda yeni alacaklıya karşıda borçlu olacaktır.

Devrin borçluya zarar vermemesi kuralının bir sonucu olarak borçlu, eski alacaklıya karşı ileri sürebileceği savunmaları alacağı devralmış olan yeni alacaklıya karşı da ileri sürebilecektir[12].

IV. BORÇLUYA TANINAN SAVUNMA İMKANLARI

Borçlu kendisinden ifayı talep edecek alacaklıya karşı çeşitli savunma imkânlarına sahiptir. Bunların bir kısmı genel ilkelerden kaynaklanırken bir kısmı ise; borçlunun durumunu ağırlaştırmaması esasına dayanmakta olan kanunda özel şekilde belirtilmiş savunmalardır.

A. Borçlunun Gerçekleştirebileceği Savunmalar

TBK m. 188’de borçluya ait def’i (savunma) hakları düzenlenmiştir. Sözü geçen maddeye göre borçlu devri öğrendiği sırada devredene karşı sahip olduğu savunmaları, devralana karşı ileri sürebilir[13].

Borçlunun devralana karşı sahip olduğu def’i (savunma) hakkı geniş anlamda def’i hakkı olup hem teknik anlamdaki def’iler hem de itirazları kapsar[14]. Borçlunun devralana karşı ileri sürebileceği def’iler arasında örnek olarak özellikle ödemezlik def’i ile zamanaşımı def’i gösterilebilir[15]. Bir borç ilişkisinde alacaklının değişmesi borca ilişkin zamanaşımı süresini etkilemez[16].

Borçlu devralana karşı alacak hakkının doğumunu önleyen olaylar ile birlikte alacak hakkını ortadan kaldıran olayları da itiraz olarak sürebilir. Borçlunun ileri sürdüğü bu itirazların sabit olması halinde, yapılan devir geçerli olmaz. Mevcut olmayan bir alacak devredilemez. Birden çok devir halinde ise; borçlu, alacağı devralan farklı kimselere karşı bu def’i ve itirazları ileri sürebilecektir[17].

TBK. m. 183/2 ve TBK m.19/2 ‘ye göre borçluya tanınan defi hakkı, muvazaa iddiası ve devir yasağı yönünden sınırlamaya tabi tutulmuştur. TBK m. 19/2 ‘ye göre yazılı borç tanınmasına güvenerek alacağı kazanmış olan üçüncü kişiye karşı borçlu, yapılan işlemin muvazaalı olduğu savunmasında (def’inde) bulunamaz. Yasayla devralanın iyi niyeti korunmakta ve bu haliyle devredene ait olmayan bir alacağı kazanmaktadır. TBK m. 183/2’ye göre de devir yasağını içermeyen yazılı bir borç tanınmasına güvenerek alacağı devralmış bulunan üçüncü kişiye karşı, borçlu tarafından alacağın devredilmeyeceğinin kararlaştırılmış bulunduğu def’i (savunması) ileri sürülemez[18].

TBK m. 188/2’ye göre borçlu, devralana karşı takas ileri sürme hakkına da sahiptir. Anılan maddeye göre borçlu, devri öğrendiği sırada henüz muaccel olmayan alacağını, devredilen alacaktan önce veya onunla aynıda muaccel olması şartıyla borcu ile takas edebilir[19].

Def’i ve takasla ilgili TBK m.188 hükmü emredici değildir. Bu nedenle borçlu, devredenle yapacağı bir anlaşma ile söz konusu def’ ileri devralana karşı ileri sürme hakkından önceden vazgeçebilir[20].

B. Borçlunun Gerçekleştiremeyeceği Savunmalar

Taraflarca kararlaştırılan alacağın devredilmemesi şartı şayet alacağa ilişkin senette belirtilmemişse, borçlu, alacağın devredilemeyeceği savunmasını alacağı bu senede güvenerek devralan yeni alacaklıya karşı ileri süremez[21].

Keza alacağın devrinin sebepten bağımsız bir kazandırma olduğu kabul edilirse, borçlu devrin sebebinin geçersizliği yolunda bir savunmada bulunamaz.[22]Alacağın devri sebebe bağlı bir kazandırma işlemidir. Bu sebeple borçlu, devrin sebebinin geçersizliği yolunda bir savunmada bulunabilecektir. 


[1] EREN, Fikret, Borçlar Hukuku Genel Hükümler, 24. Baskı, Ankara, Yetkin Yayınları, 2019, s. 1370; KILIÇOĞLU, Ahmet, Borçlar Hukuku Genel Hükümler, 23. Baskı, Ankara, Seçkin Yayıncılık, Eylül 2019, s. 999; HATEMİ, Hüseyin – GÖKYAYLA, Emre, Borçlar Hukuku Genel Bölüm, 4. Bası, İstanbul, Vedat Kitapçılık, 2017, s. 389; SEROZAN, Rona, – ACAR, Faruk – ÖZ, Turgut, GÖKYAYLA, Emre- DEVELİOĞLU, Hüseyin Murat, İstanbul Şerhi  Türk Borçlar Kanunu, 3. Baskı, İstanbul, Vedat Kitapçılık, 2019, c. 3-4, s. 2441; NOMER, Haluk, Borçlar Hukuku Genel Hükümler, 10. Bası, İstanbul, Beta, 2011, s. 323; YAVUZ, Nihat, Borçlar Hukuku El Kitabı, 1. Baskı, Adalet, 2018 Mart ; MERİÇ, Nedim, Takibe Konu Alacağın  Temlikinin İcraya Etkisi ve Yol Açtığı Taraf Sorunu, Prof. Dr. Ejder Yılmaz’a Armağan , C.2, 2015 s. 1394,

[2] OĞUZMAN, Kemal – ÖZ, Turgut, Borçlar Hukuku Genel Hükümler, 13. Bası, İstanbul, Vedat Kitapçılık, 2018, C.2 s. 581

[3] EREN, s. 1389

[4] OĞUZMAN-ÖZ, s. 581; Yargıtay 19. HD. E. 2008/1366, K. 2008/3451, T. 04.04.2008 (Kazancı İçtihat Bankası)

[5] OĞUZMAN-ÖZ, s. 582

[6] EREN, s. 1389; Yargıtay 11.HD. E. 2010/14998, K. 2010/13106, T. 22.12.2010 (Kazancı İçtihat Bankası)

[7] OĞUZMAN – ÖZ, s. 583

[8] OĞUZMAN-ÖZ, s.584

[9] OĞUZMAN-ÖZ, s. 585

[10]  KILIÇOĞLU, s.1014

[10] OĞUZMAN-ÖZ, s.581; EREN, s. 1389; KILIÇOĞLU s,1014

[12] Yarg. 14. HD. 13.12.2007, E. 2007/15153, K.2007/15935 (Kazancı İçtihat Bankası); Yarg. 14. HD. 28.09.2010, E. 2009/3593, K. 2010/4847 (Kazancı İçtihat Bankası)

[13] OĞUZMAN-ÖZ, 587; Yargıtay 14. HD. E. 2007/15153, K. 2007/15915, T. 13.12.2007 (Kazancı İçtihat Bankası); Yargıtay 11. HD. E. 1979/4414, K. 1979/4735, T. 15.10.1979 (Kazancı İçtihat Bankası) ; 14. HD. E. 2009/3593, K. 2010/4847, T. 28.09.2010 (Kazancı İçtihat Bankası) ; Yargıtay 15. HD, E. 2007/3324, K. 2008/4294, T. 26.6.2008 (Kazancı İçtihat Bankası)

[14] EREN, s. 1389

[15]TEKİNAY-AKMAN/BURCUOĞLU-ALTOP, Tekinay Borçlar Hukuku Genel Hükümler, 7.Bası,

İstanbul, 1993, s. 252

[16] EREN, s. 1390

[17] EREN, s. 1390

[18] EREN, s. 1390

[19] YAVUZ, s. 547; EREN, s. 1390

[20] EREN, s. 1391

[21] OĞUZMAN-ÖZ, s. 587

[22] TEKİNAY-AKMAN/BURCUOĞLU-ALTOP, s. 252

Bu konu hakkında daha fazla bilgi için:

Av. Yusufhan Güler
Av. Yusufhan GülerKıdemli Avukat
Av. Emre Ramazan Atasoy
Av. Emre Ramazan AtasoyAvukat
Stj. Av. Emir Avcı
Stj. Av. Emir AvcıStajyer Avukat